Anasayfa / Güncel / Yetiş Yalnız (Ahmet) yoldaş; “Umutsuzluğa ve inançsızlığa yer vermeyin; şimdi, kavgaya daha çok sarılmanın zamanıdır”

Yetiş Yalnız (Ahmet) yoldaş; “Umutsuzluğa ve inançsızlığa yer vermeyin; şimdi, kavgaya daha çok sarılmanın zamanıdır”

Dersim / Aliboğazı`nda savaşarak toprağa düşen Partimiz TKP/ML`nin kararlı militanı, Halk ordusu TiKKO`nun direnişçi komutanlarından Yetiş Yalnız (Ahmet) yoldaşın parti taraftarlarımıza yönelik 2011’de yazdığı bir mektup ve çağrı içeren mektubunu haber değeri taşıdığı için yayınlıyoruz.

Merhabalar;

Umarım her şey yolundadır. Beni sormayın, çünkü ben kavgada olduğum müddetçe daima iyiyim. Bir gün, Allah göstermesin, eğer tökezlersem(!) o zaman sorarsınız “nasılsın” diye. Sağlık ya da moral bakımından her hangi bir sorunum yok. Tam aksine, faşizmle karşı karşıya, savaş alanında olduğum için daha canlı ve coşkuluyum. Bu yüzden içim rahat.

Ama insanım ve doğal olarak rahatsız olduğum şeyler de vardır. Mesela yaptığımdan daha fazlasını yapmam gerekir. Kitleleri örgütlemek için daha çok politikleşmem, düşmana darbe indirmek için daha çok askerileşmem gerekir. Umutsuz değilim çünkü iddialıyım; Demirdağ’ın dediği gibi: “bunları yapmalıyız, yapabiliriz; yapacağız!”

Şimdi önümüzdeki görevleri yerine getirmek için hazırlıklar yapıyoruz. Bu aralar düşmanın yönelimi de var. Helikopterlerle bölgemizin tepelerinde cirit atıyor; panik halinde bir sarhoş gibi sağa sola ateş ediyor. Yılın ilk kayıplarını bize verdirtmek istiyor. Böylece 1-0 önde olmanın hesabını yapıyor. Ama tabi işlerin kendi hesapladığı gibi gitmeyeceğinin bilincinde değil. Üstünlük bizde olacak, bu muhakkaktır…

Bunları ifade ederken dört dörtlük bir şekilde ilerliyoruz anlamı çıkmaması lazım. Düşmanı stratejik olarak küçümsüyoruz, ama taktik olarak da önemsiyoruz elbette. Nedir ki aldığımız kayıplar sadece düşman saldırılarında olmayabiliyor. Kimi kazalarda veya hastalıklarda yaşamını yitiren yoldaşlarımız da geçici bir boşluk yaratabiliyor. Tıpkı bu sene, ikinci ayın ikisinde, Dersim bölgesindeki ideolojik-politik önderlerimizden Sefagül Kesgin, komutanlarımızdan bölge komutanımız Nurşen Arslan ve diğer üç yoldaş olarak Gülizar Özkan, Fatma Acar ve Derya Aras’ı kaybettiğimiz gibi.

Bu 5 kadın yoldaşlarımızdan; yani Siyasi Komiser yoldaştan, Bölge Komutanı yoldaştan, diğer iki komutan yoldaştan ve savaşçı yoldaştan çok şey öğrendik, ama öğreneceğimiz daha çok şey de vardı onlardan. Hepsi değişik ulus ve inançlara mensup kadın yoldaşlarımızdı ve ülkenin değişik yerlerinden Dersim’e, halkın kurtuluş mücadelesini örgütlemeye gelmişlerdi. Erzurum, Tokat, Dersim, Mardin ve Erzincanlı; Türk ve Kürt; Alevi ve Sünni kökenli, ama devrimci, ama komünist partinin sıra neferleriydiler. Beşler bu bilinçle kavgamızda örnekti.

Şimdi Sefagül, Nurşen, Gülizar, Fatma ve Derya yoldaşların bayrakları, silahları ve antları bizdedir. Onları kitleleri örgütlemekle, düşmana darbeler indirmekle ve yarını bugünden yaratmakla yaşatacağız… Zira iddiamızda, inancımızda ve irademizde kırılmanın değil, daha büyük bir kudretin vesilesi olduklarını söylemek gerekir. Umut büyüyor, ordumuz yayılıyor ve savaşın ateşi körükleniyor…

Buradaki gelişmeler bir bütün olarak oralara yansımadığını biliyorum. Zira burjuva medya gelişmeleri ya aktarmıyor, ya da çarpıtıyor. Onlardan bizim propagandamızı yapmalarını beklemiyoruz zaten. Biz de çalışmalarımızı yeterince gazetelerimizle paylaşamıyoruz. İmkânsızlıktan değil, eksikliklerimizdendir. Ama önümüzdeki süreçte bunu telafi edeceğiz. Böylece ne yapıp-ettiğimizi daha fazla gazetelerimizden takip edebilirsiniz.

Ortalama sizlere yılda bir defa da olsa yazmaya çalışacağım. Siz de, ya da başka biri, eğer isterseniz, aynı yolla bana yazabilirsiniz. Sadece mektuplarımızın doğal olarak gecikmeli ellerimize ulaşacağını bilmek ve doğal karşılamak gerekir. Bununla birlikte, burada kod adım Ahmet’tir. Bana yazdığınızda bu isme yazacaksınız.

Şimdilik bunları ifade etmekle yetineyim.

Kendinize iyi bakın; tüm aileye ve dostlara, yoldaşlara selamlarımı iletin… Umutsuzluğa ve inançsızlığa yer vermeyin; şimdi, kavgaya daha çok sarılmanın ve atılmanın zamanıdır çünkü. Buradaki gerilla yoldaşların da hepinize selamları var…

 

Selamlar…

AHMET