Anasayfa / Türkçe / TKP/ML- MK`NIN YURT DIŞI MERKEZLİ HİZİP ÇALIŞMALARI İLE İLGİLİ AÇIKLAMASI :

TKP/ML- MK`NIN YURT DIŞI MERKEZLİ HİZİP ÇALIŞMALARI İLE İLGİLİ AÇIKLAMASI :

PARTİMİZ TKP/ML’YE GÖNÜL VERMİŞ TÜRK-KÜRT VE ÇEŞİTLİ MİLLİYETLERDEN İŞÇİ SINIFI VE EMEKÇİ HALKIMIZA,

PARTİMİZİN ÜYE VE MİLİTANLARINA

 

YOLDAŞLAR;

 

Partimiz içinde, bir süredir örgütsel sorunlar eksenine oturmuş ideolojik-politik bir mücadele söz konusudur. Bu mücadelenin parçası olan bir grup parti içi gücümüz, bu tartışma sürecini parti işleyişimize aykırı olarak uzun bir süre disiplinsizlikleri de içerecek şekilde hizip çalışması şeklinde sürdürmüştür. Özellikle Yurt Dışı örgütlülüğümüzde bu hizip faaliyeti parti güçlerimizin bir kısmını Yurt Dışı Komitemizin (YDK) önderliğini kabul etmeyecek şekilde peşinden sürüklemiştir. Son 8 aylık süreç boyunca bu çalışmalar önce gizli bir hizip çalışması daha sonra ise parti içinde açık bir hizip çalışmasına dönüşmüştür. 14 Aralık 2016’da ise “Geçici Yurt Dışı Komitesi” imzası ile bir açıklama yaparak hizip çalışmasını kamuoyuna ilan etmiştir.

Partimiz bir süredir bir önderlik krizi ve devamında bir örgütsel kriz içerisindedir. Krizimiz darbecilik girişimi, komploculuk, tasfiyecilik ve devamında hizipçilikle taçlanmış bir muhtevaya sahiptir. Bu sorunların hepsi parti içi işleyiş ve mekanizmalar çalıştırılarak demokratik bir zeminde tartışmaya açılmıştır. Bu tartışmalarla Parti iradesinin soruna el koyarak çözüm üretmesi hedeflenmiştir. Ancak bu tartışma süreci oldukça zorlu, sıkıntılı, bütünlüğünü sağlayamayan bir dönemin yaşanmasına da neden olmuştur. Partimiz nihayet sorunu tartışmış ve Ekim ayı itibariyle sonuca bağlamıştır. Ancak bu durumda, var olan hizipçi çalışmanın hızını kesmemiş, itiraz ve başkaldırılarını sonlandırmamıştır.

Bu yoldaşlarla defalarca sorunun çözümü ekseninde görüşmeler, toplantılar gerçekleştirilmiştir. Parti içi tartışmaları ve mücadeleyi örgütsel birliği sağlayarak sürdürmenin her türlü yol ve yöntemi noktasında arayış gayretlerimiz olmuştur. Ekim, Kasım ve Aralık ayı içinde defalarca sorun ekseninde toplantılar yapılmıştır. Belli noktalarda uzlaşma ve birliği sağlayacak çözüm önerileri belirlenmiş, taslak haline getirilmiştir. Hatta Hizip faaliyetinin kamuoyuna yansıyan bildirisinden sonra dahi YDK’mız bu yoldaşlarla görüşmeler yaparak “iyi niyetli” çabalarına devam etmiştir. Ancak tüm bu girişimler, çabalar geldiğimiz noktada sonuçsuz kalmıştır. Yurt Dışı faaliyetlerinde, bu hizip oluşumu hiyerarşik işleyişimiz dışında kendi belirlediği faaliyetleri Partimizin faaliyetleri gibi kamuoyuna sunmaya, kendi yarattığı örgütlenmelerle çalışmalarını örmeye devam etmiştir. Ayrılıkçılıkta ısrarlı, parti birliğini bozmakta kararlı, hizip çalışmalarını “parti çalışması olarak göstermede” tarihsel günlerimizi de kullanarak suistimalci davranmakta cevval olmuştur.

Yurt Dışı merkezli bu hizip çalışmasının faaliyetleri “kimi” internet sitelerinde, basın yayın organlarında kendisine rahatça yer bulmaktadır. Bu faaliyetlere meşruiyet katan bu yayınların partimizin çizgisiyle, onun ideolojik politik tutumuyla ilgisi YOKTUR. Hangi yayın ve internet sitesi olursa olsun buna Parti faaliyeti olarak yer verilmesini hizip çalışmasına kan taşımak ve kendi yayın ilke ve anlayışıyla çelişmek olarak görüyoruz. Partimizin faaliyetleri, organları ve örgütsel hiyerarşisi dışında gerçekleşen örgütlenmelere, faaliyetlere yönelik bu meşrulaştırma çalışmasının kendisi GAYRİ-MEŞRUDUR.

İLAN EDİYORUZ: “GYDK” İMZALI AÇIKLAMALAR, ÖRGÜTLENEN FAALİYETLER PARTİMİZDE YEŞERMİŞ YURT DIŞI MERKEZLİ HİZİBİN ÇALIŞMALARIDIR. PARTİMİZ TKP/ML DİSİPLİNİ, PARTİ İŞLEYİŞİ VE HUKUKUNUN DIŞINDADIR. YANİ BU OLUŞUM PARTİ DIŞI KALMIŞ BİR HİZİP ÇALIŞMASIDIR. PARTİMİZLE ARTIK İLGİSİ KALMAMIŞTIR. YAPACAĞI HİÇ BİR FAALİYET PARTİMİZİ BAĞLAMAMAKTADIR.

Partimizde örgütsel gücünü Yurt Dışı’ndan alarak gelişen hizip çalışması yeni bir olgu değildir. Partimizin içine girdiği her örgütsel ve önderlik krizinde Yurt Dışı eksenli hizip çalışmaları her zaman boy vermiş, hızla serpilmiş ve partimizin paçasına yapışarak aşağı doğru çekmekte beis görmemiştir. Şimdi bir kez daha bununla yüz yüzeyiz. Aylardır kamuoyuna ilan edilmemiş hizip çalışmasına karşı bir disiplin sürecini işletmeksizin, parti içi bir mücadelenin konusu yaparak sorunu çözmekte ısrarcı olduk, kararlı durduk. Hiçbir memnuniyetsizliğin, huzursuzluğun, farklı düşüncenin-ideolojik ve politik yaklaşımın örgütsel disiplinle bastırılmasının doğru olmadığının, MLM parti anlayışındaki iki çizgi mücadelesinin ruhuna ve yaklaşımına kast etmeye tekabül ettiğinin farkında olarak hareket ettik. Bu özgülde Parti hukukumuzun “hizip faaliyetini” suç sayan açık hükümlerine rağmen tahammül gösterdik. Zamansız bir kopuşun, ideolojik-politik hesaplaşmayı sağlama zeminini ortadan kaldıracağı kaygısıyla tüm koşulları ve olanakları son ana kadar bu yoldaşları hizip faaliyetlerinden vazgeçirmek için zorladık. Ancak gelinen noktada bu sağlanamamıştır. Partimiz, hizipler birliği değildir. Artık gelinen aşama hizibin ötesinde kendi örgütsel şemasını, örgütsel hiyerarşisini ve faaliyetini örgütlemiş ayrı bir örgütlenme noktasıdır. Bu duruma, kaosa, kitle nezdinde yaratılmaya çalışılan kafa karışıklığına ve Partimizin “iki başlılık” görüntüsüyle küçük düşürülmesine tahammül göstermemiz mümkün değildir.

Bu partimizde yaşanan bir bölünme değildir. Parti içi bir grubun parti hiyerarşisini, işleyişini, hukukunu ve partinin kendisine (onun bağlı olan güçlerine) rağmen ve onları yok sayarak kendi kurduğu örgütsel mekanizma ile oluşturduğu bir hizip hareketidir. Partimizde bu vesileyle bölünmeye tekabül eden bir rüzgar estirilmesi, kamuoyunda bunun olumsuz sonuçlarının oluşmasını sağlayıcı yaklaşımları reddediyoruz. Bu hizip faaliyeti, partimiz içinde kendi sınıf çıkarlarını ayrılıkçı bir tutumla gerçekleştirmeye çalışan bir harekettir. İsminden de ifade olunduğu gibi bu rüzgar sınıf mücadelesinin yasaları ve partimiz tarihinin tecrübeleri doğrultusunda “GEÇİCİ” olmaya mahkum kalacaktır.

Bu hizip faaliyetinin hiç kuşkusuz bir sınıfsal, siyasal ve ideolojik karakteri vardır. Ülkemizdeki siyasal iklimin her türlü ideolojik-politik defosunu barındıran bir karaktere sahiptir. Partimiz içindeki bu hizip; Legalist, parlamentarist, barışçıl, sınıf uzlaşmacılıkla karakter kazanan siyasal iklimin etkisinde kalan parti güçlerimizin, en sağına demirlemiş kesimini oluşturmaktadır.

Bu hizip faaliyetinin ben merkezci, ben dedim oldu, esen rüzgarla yelkenini doldurma tutumu tam anlamıyla küçük-burjuvazinin tutum ve davranışlarına tekabül etmektedir. Partimizde küçük-burjuva sınıfın etkisi ciddi düzeydedir. Tarihimizde bu sınıfın benzer kalkışmaları ve dar grupçu çıkışları olmuştur. Bu noktada en bileneni DABK’tır. Kır küçük-burjuvazisinin soldan bir çıkışı olarak tarihimize yazılan DABK’ın dünya görüşü, ben merkezci tutumu, kendini dayatan yaklaşımı bugün Şehir Küçük-burjuvazisinin sağdan bir versiyonu olarak karşımıza çıkmaktadır. Gerekçeler, alınan tutumlar, partiye karşı konumlanış, kendi grupsal hesapları ve siyasal çizgideki eklektizmle karşımızda bugün DABK’ın sağcı sınıf tutumuyla ortaya çıkan versiyonu vardır. Tarihimizde soldan söylenen türkü şimdi sağ tonlamayla yeniden sahne almıştır. Bu anlamda bu hizip faaliyeti Sınıfsal temsiliyetini net bir şekilde ifade etmek gerekirse; Şehir Küçük-burjuvazisinin sağ kanadıdır.

Bu sınıfın temel özellikleri olan; barışçıl, sınıf uzlaşmacı, legalist, kuyrukçu karakterini taşımaktadır. İçinden geçtiğimiz sürecin “barış içinde bir arada yaşama” anlayışından, sivil toplumcu yaklaşımlardan, siyasal iktidardan yoksun bir “sınıf mücadelesi” perspektifinden, Demokratik Halk Devrim’i ilke ve programını ayak bağı gören bir pratik hat ve siyasi çizgiden mustariptir. İttifak politikası; ideolojik temelde bir uzlaşmacılık, güç tapınıcılığı, kuyrukçuluk, ilkesizlik ve popülist temellere oturmaktadır. Gelişme dinamiğini, partinin güçlenmesini “iktidarsız fantezilerde” arayan, ona sarılan bir dünya görüşüyle süslemektedir. Sağdan gelişen tasfiyeciliğin; eklektik, geri politik nitelikli, sistemsiz bir izdüşümüdür. Alancılık, ekonomizm temelindeki yaklaşımla dar grupçu parçayı bütünden üstün gören politik bir kimliği söz konusudur. Reformist niteliğinin bir ayağı burasıdır. Siyasal iktidar perspektifinden yoksunluk kitle mücadelesinde önder ve öncü rolünü değil olanı kabul eden, siyasi önderlik rolünü silikleştiren bir tutuma savurmaktadır. Bu hizipçi faaliyet, Siyasetsizliği temel alan “Sivil Toplumcu” anlayışın partimiz içindeki tipik politik yansımasını temsil etmektedir. Bu anlamda Siyasal niteliği; Reformizmdir.

Parti anlayışı açısından ise; tasfiyeci-menşevik bir tutuma sahiptir. Bu anlayış Bolşevik anlayışla karşıtlık içindedir. Parti disiplinini ayağındaki pranga olarak görmektedir. Her harekete geçişi onun bu prangayı daha fazla hissetmesine neden olmaktadır. Bu proleter sınıfın parti anlayışına, onun çıkarlarına karşı tepkisel bir konumlanışta demirlemesine, onu kurtulunması gereken bir pranga olarak ihtiyaç hissetmesine neden olmaktadır. Parti anlayışı noktasında; “otonomcu-muhtariyetçi” bir anlayışın pratik uygulayıcısıdır. Parti işleyiş ve disiplinini, kendi hizip disiplinine bağlı, ona tabi olması gereken bir anlayışla ele almaktadır. Bu bağlamda “demokrasiyi” kutsayan ama merkeziyetçiliği-disiplini yadsıyan bir çalışma tarzı vardır. Kendi dar gurup çıkarlarını parti ilkelerine, işleyişine karşı dayatan ve partiyi bu eksende teslim alarak kendi Küçük-burjuva sınıfının politik kazanımlarını partiyi kuşatma altına almanın yolu olarak görmektedir. Bu bağlamda Partimizin 8. Konferans iradesini yok sayan, Merkezi iradesini çalışmaz kılan, kendisini her şeyin üzerinde görerek yetkilendiren “muhtariyetçi”, “bölgeselci” bir yaklaşımın keskin savunucusudur.

Parti içinde, Bolşevik parti ilkelerine yönelen, buna karşı tasfiyeciliği ve menşevizmi “sol sekter” biçimlerde dayatan ve partiyi bu çizgiye çekmeye çalışan bir tutuma sahiptir. Örgütsel anarşizmi kutsayan, sol sekter, ayrılıkçı, yıkıcı ve uzlaşmayı reddeden, ideolojik-politik temelli mücadelede ürkek bir çizgidedir. Sınıf mücadelesinde ise; Sağcı, uzlaşmacı, popülist, güç tapınıcısı, reformist siyasi bir çizgide demirlemiştir. Parti dışı güçlere “yoldaş” diyecek, partili yoldaşlara ise “dost olarak bakmayacak” kadar uç noktalardadır. Küçük-burjuvazinin sağ kanadının parti içinde ve dışında ayrı karaktere bürünen oportünist tüm özellikleri ve siyasal tutumu bu hizipçilikte kendisini göstermektedir.

MLM çizgide sebatkar partimiz iki çizgi mücadelesini esas alarak bu oportünizmle mücadele ederek kendisini yetkinleştirme, geliştirme, komünist çizgisini güçlü kılma arayışını ve çabasını sonuna kadar sürdürmüştür. Partimiz bu mücadele içinde yetersizlikleri ve eksikliklerini, komünist niteliğinde ki zaafları da kuşkusuz tespit etme fırsatı yakalamıştır. Sorunlarıyla baş etme yetenek ve kabiliyetindeki sıkıntıları, partimizde açığa çıkmış sorunları, kadrolarındaki yetersizlikleri, önderlik düzeyinde ki yoğunlaşma, çelişkileri çözmedeki zaaflarıyla daha keskin şekilde yüz yüze gelmiştir. Partimiz bu süreçte kendini aynada görme olanağına daha fazla kavuşmuştur. Kendi sorunlarıyla barışıklığın süreci karşılayacak çelik disiplinli, Halk Savaşı’nı kumanda edecek savaşçı bir partide yeri olmadığını bir kez daha, sınıf mücadelesinin acımasız yasalarıyla öğrenmiştir.

Partimiz TKP/ML önderlik kurumuyla, savaşın ve mücadelenin merkez alanındaki örgütlenmeleriyle 8. Konferans’tan aldığı politik yönelim ve irade birliğiyle gücü ve koşulları oranında sınıf mücadelesindeki görev ve sorumluluklarının başındadır. Bu hizip faaliyeti partiyi ayrışma ve bölünmeye, iradesiz kılmaya, önderliksizliğe mahkum etmeye, 8. Konferans’ın siyasal-örgütsel kumandasından koparmaya çalışmaktadır. Tasfiyeciliğe, komploculuğa, darbecilik girişimlerine, Menşevizm’e, hizipçiliğe partimizin mücadeleci ruhu, siyasal çizgisi ve onun etrafında kenetlenmiş taraftarından militanına, savaşçısından parti üyesine kadar hiçbir bireyi müsaade etmeyecektir.

Partimize emek veren çilekeş halkımız, onun çizgisini omuzlayan yoldaşlarımız bu girişimi ve kalkışmayı geçersiz kılacak irade ve ferasete sahiptir. Sınıf mücadelesinin yasaları ve kendi doğası içinde olan “bir sorunla” bugün karşı karşıya oluşumuz bizi daha ileri doğru hamle yapmaya zorlamaktadır.

Partimiz tüm güç ve olanaklarıyla, tüm bileşenleriyle, tüm savaş gücüyle MLM’nin kumandasında İbrahim Kaypakkaya yoldaşın programatik görüşlerine daha fazla sadık kalarak ve onun yöntem ve sistematiğinde sebat ederek sınıf mücadelesinin denizinde daha cüretli ve daha korkusuz şekilde yüzmeye devam edecektir. Partimizin irade ve eylem birliğini daha üst seviyelere taşıyacak kararlılıktan, onu sağlama çabasından asla geri durmayacağız.

Türk, Kürt ve Çeşitli Milliyetlerden Halkımız, parti militanlarımız, taraftarlarımız, Dost örgüt ve partiler, Uluslararası Kardeş partiler bilinmelidir ki; partimiz içinde ortaya çıkan bu hizip çalışmasını PROLETARYANIN SINIF ÇIKARLARINA tabi kılacak şekilde karşılayacağız. Şehitlerimiz bize sadece uğruna can verdikleri davayı sürdürmemizi değil, onlardan daha iyi yapmamızı ve daha ileriye taşıyacağımız inancıyla canlarını vermişlerdir. Şimdi biz 4 Genel Sekreter’imizin, onlarca kadromuzun, yüzlerce savaşçımızın bize verdiği enerjiyi, politik bir güce çevirmek için daha ileriye taşıma iddiasını kuşanarak omzumuzdaki sorumluluğu yükleneceğiz. İBRAHİM’DEN MEHMET’E, MERAL’DEN BEŞLERE, ALİ HAYDAR’DAN CENGİZ’E, VARTİNİK’TEN ALİ BOĞAZI’NA, KARADENİZ’DEN DERSİM’E siyasal iktidar bilinçli Komünist savaşçılarımızın hesapsızca ödediği bedeli, partimizi daha ileri taşımak için karamsarlığa prim vermeyecek şekilde mücadeleye yüklenerek sürdüreceğiz, tarihin bize yüklediği haklılık misyonuyla DEMOKRATİK HALK DEVRİMİ, SOSYALİZM VE KOMÜNİZM MÜCADELESİNDE MUTLAKA KAZANACAĞIZ.

-HİZİPİ MAHKUM ET, PARTİNİN BİRLİĞİNDE KENETLEN!

-ANTİ-MLM AKIMA KARŞI MLM SİLAHINI KUŞAN!

-PARTİ BİRLİĞİ İÇİN MLM’DE ISRAR ET, MÜCADELEYİ YÜKSELT!

-HALK SAVAŞINDA ISRAR PARTİ ÇİZGİSİNDE ISRARDIR!

-SINIF UZLAŞMACILIĞI TASFİYECİLİĞE, MLM DEVRİME GÖTÜRÜR!

-MENŞEVİZM, TROÇKİZM, REFORMİZM TESLİMİYETE; KAYPAKKAYA GÜZERGAHI ZAFERE TAŞIR!

-YAŞASIN PARTİMİZİN İDEOLOJİK-POLİTİK-ÖRGÜTSEL BİRLİĞİ!

-ŞAN OLSUN PARTİMİZ TKP/ML’YE, ÖNDERLİĞİNDEKİ TİKKO’YA, TMLGB’YE!

 

 

   OCAK 2017

TKP/ML-MK