Anasayfa / Türkçe / TKP/ML;  Merkez Komitesi 8. Genişletilmiş Toplantısı’nı gerçekleştirdi

TKP/ML;  Merkez Komitesi 8. Genişletilmiş Toplantısı’nı gerçekleştirdi

Yayınımıza ulaşan açıklamaya göre, Şubat 2018’de TKP/ML Merkez Komitesi geniş katılımlı olarak gerçekleştirdiği 8. Toplantısı’nı duyurdu ve toplantıyı bir kısmını aşağıya aktardığımız “gündem”lerle gerçekleştirdi. 

 

1– Güvenlik

2– MK değerlendirmesi

yayın faaliyeti

3–    2015     Nisan     operasyonu     ve     partinin    yaşadığı     sürecin değerlendirilmesi.

a)2015 merkezi operasyonunun değerlendirilmesi

b) Operasyon sonrası parti krizi ve MK gerçekliği

c)Hizbe zemin sunan parti tablosu

d)Hizbin gelişim seyri-Hiziple mücadelede sorunlarımız ve Hizip sürecinin sonuçlandırılması

4– Bölge ve alan faaliyetlerinin değerlendirilmesi

5– Dünyada ve ülkede durum değerlendirilmesi

6– Önümüzdeki görevler ve görevlendirmeler

a) Alanların örgütlenmesi ve görevlendirmeler

7– Üye ve AÜ’lerin değerlendirilmesi

8– Eleştiri-Özeleştiri

9– Mali durum

 

TKP/ML MK  8. Toplantısı’nda içinden geçilen süreçte sağ tasfiyeci hizibin parti bünyesinde yarattığı tahribatı, Hizibin ortaya çıkışının öncelinde yaşanan sorunları ve Parti MK’sinin içinde yaşanan sorunları, komünist partisinin işleyiş ve örgütlenmesinde ortaya çıkan ideolojik, siyasi ve örgütsel sorunları masaya yatırarak değerlendirmelerde bulundu. Partinin güvenlik sorununu, partiye bağlı çalışma alanlarında durumu, sorunları ve önümüzdeki dönemde yürütülecek çalışmaları ve izlenecek doğrultuyu saptayarak çeşitli kararlar aldı.

TKP/ML MK’si 8. Toplantısı’nda ülkede, Orta-doğu’da ve dünyadaki siyasal gelişmeleri  değerlendirip, analizler yaparak, bu gelişmeler ışığında sınıf mücadelesinde parti ve önderlik olarak öncelikli görevlere ve yürütülecek mücadele biçimlerine dair bir dizi sonuçlar çıkrarak, kararlar aldı. 

Emperyalist barbarların kendi içlerindeki dalaşın ve çelişkinin giderek keskinleştiği, buna parelel olarak Orta-doğu, Asya ve Pasifik’te çıkar dalaşları için saldırganlıklarını arttırdığı, ezilen halkları savaş ve yağmalarla açlığa, yoksulluğa mahkum ederek sürgüne ve göçe zorladığı, katlettiği bir evrede; Türkiye’de Faşist diktatörlüğün azgın bir biçimde Kürt ulusuna, çeşitli milliyetlerden Türkiye işçi sınıfına, ezilen halka ve muhalif kesimlere yönelik saldırılarını  dahada artırdığı bu dönemde, DHD yolunda devrimci mücadelenin kararlılıkla sürdürülmesi, içten içe kabaran kitlesel öfkenin örgütlenmesi ve çeşitli mücadele araçlarıyla, Partinin zorlu dönemin mücadelelerine hazırlanması gerektiğine dikkat çekti.

Hizipçi sağ tasfiyeciliğin örgüt bünyesinde yarattığı tahribatı onarmayı, disiplinli, kararlı, proleter sınıf bilinciyle karamsarlıkları altederek, sınıf mücadelesininin sorunlarına MLM biliminin rehberliğinde, Bolşevik/Maoist parti anlayışı ve  bakış açısıyla müdahelede bulunmayı ve ideolojik, siyasi ve örgütsel  tarihi tecrübe ve donanımla,  sorunları aşmaya kararlı  bir duruş sergilenmesi için tüm parti örgütlerine ve bileşenlerine çağrı yaptı.

MK, Toplantısı’nda alınan kararları Komünist 74’de genişletilmiş rapor olarak örgütlü kesimlere açıkladı. Bu raporun yayınlandığı sayının “Sunu”bölümünü yayınlıyoruz.  (İKK Yayın Kurulu)

 

Sunu;

Yoldaşlar, partimiz büyük bir badirenin içinde adeta yara bere içinde de olsa çıkmayı başarmıştır. Partimiz hem kendi tarihinde hemde uluslararası komünist hareketin tarihinde eşine az rastlanır “anarşist”, “lümpen”, “komplocu”, “dedikoducu”, “çapsız” bir hizipçi anlayışın adeta kuşatması içinden çıkmayı başarmıştır. Çok uzun sayılacak bir iç mücadele süreci sonunda hizipçi anlayışla ayrışma gerçekleşebilmiştir. Sürecin başından itibaren belirttiğimiz gibi bu hizipçi çalışma partimizin birikmiş sorunlarının, süreç içinde aşınmış komünist niteliklerin sadece bir sonucu olmuştur. Hizip partimizde burjuva çizginin temsilcisi olarak karakter kazanmış, hızla çürümüş ve nihayetinde kendini partiden atmıştır.

Bu süreç yıpratıcı olduğu kadar, profili düşük bir ideolojik mücadele ile de kayıtlara geçmiştir. Ancak bu partimizin yaşamak zorunda olduğu, adeta kendi biriktirdiği sorunların bir kefareti olarak görülmelidir. Aslolan ise bu süreçten ders çıkarmak, yönünü ve hedefini ortaya çıkan bu tablo içinde sınıf mücadelesine ve önderleşme meselesine daha fazla yöneltmek olmalıdır. Lenin derki: “Bir siyasi partinin kendi yanılgıları karşısındaki tutumu, bu partinin ciddi olup olmadığını, sınıfına karşı ve emekçi yığınlara karşı görevini yerine gerçekten getirip getirmediğini tespit edebilmemiz için en önemli ve en güvenilir kıstaslardan birisidir. Yanılgılarını açıkça tespit etmek, nedenlerini arayıp bulmak, bu yanılgıya meydan veren durumu tahlil etmek, yanılgıyı doğrultma yollarını dikkatle incelemek. İşte ciddi bir partinin işaretleri bunlardır. Ciddi bir parti için görevlerini yerine getirme, sınıfını ve ardından da yığınları eğitmek bilinçlendirmek bu demektir.” Lenin yoldaşın bu yaklaşımını biz destur almak zorundayız. Bu bakış açısı, bizim hatalarımızı güce çevirme olanağına kavuşturacaktır. Aksi taktir de her ayrışmada yaşanan faturayı ayrılanlara keserek kurtulma yaklaşımına yeniden demirleriz. Biz bu yaklaşımdan da kesin bir kopuş iddiasındayız.

Partiye hükmedemeyen bir önderlik, onun sıradan bir parçası olmaya da mahkum olur. Partiye hükmedebilmek için önderlik rolünü içselleştirmek, onu çözümlemek, önderlik fonksiyonunu yerine getirerek partiye hakim olmak ve partiden de öğrenmesini bilmek gerekir.”  Partimizin yaşadığı krizin esası önderlik krizidir. Önderlik krizinin kaynaklarından biriside sıradanlaşması, partiyi yaşadığı sorunlardan çıkaramamasıdır. Bu biriken sorunlar, üstesinden gelinemeyen ideolojik hastalıklar, zamanla değiştirme iddiasını kaybeden önderlik gerçeğini ortaya çıkarmıştır. Bu durum belli koşullarda, sıradanlaşan önderlik gerekçesiyle parti anlayışını ayaklar altına alıp, tüm partiyide buna davet eden bir hizipçiliğin boy vermesine neden olmuştur. Biz bu bağlamda sorunun esasta bir önderlik krizi olduğunu kavrayarak, aynı zamanda bunu tam bir şekilde partinin önüne sunarak ilerleme iddiasındayız.

Partimizin atlattığı hizip badiresinde adeta neler yapmamamız gerektiğinin, nasıl bir önderlik tarzı izlenmemesi gerektiğinin öğreticiliği de söz konusudur. Ancak bir önemli nokta daha vardır ki öznelliğe saplanmış bir partide bunun en uç vermiş burjuva biçimleri orada çıkabilmektedir. Mao yoldaş “Öznel eleştirilere belirsiz ve temelsiz konuşmalara ya da kuşkuculuğa gelince parti içinde bu gibi uygulamalar genellikle ilkesiz tartışmalara yol açar. Ve Parti örgütünü içinden yıkar.”  Diyerek bizleri uyarmıştır. Parti içi mücadeleden özetlenen bu yaklaşım hizip süreci boyunca partimizin başına gelen şey olmuştur. Kuşkuculuğun ve güvensizliğin olabildiğince büyüdüğü koşullar, öznelcilikle ve küçük-burjuva mülkiyetçi anlayışla birleştiğinde her türlü ilkesizliğin boy verdiği, serpilip büyüdüğü ve parti örgütünü kemirerek yıkıma sürüklediği bir noktaya gelmiştir. Özellikle hizipçiliğin ilkesizliği onun bu öznelciliğinden, belirsiz ve temelsiz bir dizi iddiasından ileri gelmiştir. Ki bu yaklaşımları sadece örgütsel meselelerde değil ideolojik-politik meselelerde de kendini göstermiştir. Partimize adeta temelsiz eleştiride hizip bileşenleri organize bir çete gibi saldırmış, bunları kamuoyuna mal etme girişiminde tüm olanaklarını seferber etmiştir. Bu süreçten Partimizin en önemli çıkaracağı derslerden birisi de budur. Eleştiri silahını doğru ve etkin kullanmak, parti içi iki çizgi mücadelesinin en önemli gereği olarak görmektir. Bu bağlamda Lenin yoldaşın “Biz aktif ideolojik mücadeleden yanayız. Çünkü bu mücadele parti ve devrimci örgütler içinde savaşımızın yararına olan birliği sağlar.” Belirlemesini unutmayacağız. Partimizi içten içe kemiren nokta açık ve aktif ideolojik mücadele yürütmemek, bunun zeminini oluşturamamak olmuştur.

  1. PMK Genişletilmiş 8. Toplantısı’nda yapmaya çalıştığımızda sürecimize, alanlarımıza, sorumluluklarımızla ilişkilenmemize, komitemiz gerçekliğine karşı aktif ve açık bir ideolojik mücadele yürütmeye çalışmak olmuştur. Zira biz bunu birliğimiz için zaruri, mahkum olduğumuz bir gereklilik olarak kavrıyoruz. Hizip sürecinden çıkardığımız en önemli derslerden birisi de budur. Toplantımızın ve raporumuzun her başlığında gerçekleştirmek istediğimiz, yapmaya çalıştığımız da bu olmuştur. Partimizde bunu yerleştirmek, kalıcılaştırmak ve tüm örgütümüze mal etmek iddiasındayız.

Bu süreç partimizi yıpratmış olsa da, ideolojik-politik birliğimizi, irade ve eylem bütünlüğümüzü daha sağlam koruyacağımız fikrindeyiz. Gelişmeler ve yaşananlar, kayıplarımız ve yıpranmışlığımız gözümüzü korkutmamaktadır. Her sorun çözümü ile birlikte ortaya çıkmaktadır. Birikmiş tüm sorunlarımızın da çözüme içkin olduğunun farkındayız. Böylesi gelişmeler ve kriz Lenin yoldaşın belirttiği gibi kimilerini “şaşkına çevirip dağıtabilir” ancak yine bazılarınında “ufkunu açar, onları güçlendirir”, biz böylesi büyük bir krizde ufku açılanlar ve güçlenenler olma iddiasındayız. Proleter ideolojinin temsilcisi, iktidar mücadelesinin özneleri olarak güçlenme ve ufkunu genişletmeye mahkum olduğumuzu biliyoruz. Tüm partinin tarihsel sorumluluğunu tanımlama biçimi krizden nasıl çıktığını belirleyecektir. Partimiz bu krizden daha fazla güçlenerek ve ufkunu genişleterek çıkmanın arayışını, olanaklarını bulma mücadelesine koyulmuştur bile.

Hizip sonrası bir bütün parti gerçekliği, önderlik gerçekliği ve süreç değerlendirmesiyle yapılan Genişletilmiş MK Toplantı Raporu’nu sizlere sunuyoruz. Her partilinin ve yönetici organ bileşeninin ve komitelerimizin partimizin bu gerçekliğine, süreci karşılama iddiasına uygun olarak raporu incelemesini, içinden geçtiğimiz sürecin özgünlüğü ile eleştirel yaklaşmasını ve partimizin ileri doğru hamle yapma kararlılığına ideolojik-politik katkı yapmasını bir görev olarak beklediğimizi belirtelim.

Sınıf mücadelesinin birikmiş ve çözülmeyi bekleyen sorunları bizi beklemektedir. MLM ile donanmış, zayıflıklarını tamir ederek nitelik ve niceliğini geliştirme, hizibin yarattığı tüm tahribatı onarma iddiasıyla hepinizi yoldaşça selamlıyoruz.

 

TKP/ML-MK

ŞUBAT 2018