Anasayfa / Türkçe / REFERANDUM BAĞLAMINDA YUNANİSTAN DENEYİMİNDEN ÖĞRENELİM!

REFERANDUM BAĞLAMINDA YUNANİSTAN DENEYİMİNDEN ÖĞRENELİM!

ÇEVİRİ :

REFERANDUM BAĞLAMINDA YUNANİSTAN DENEYİMİNDEN ÖĞRENELİM!

Anayasa değişikliği için önümüze konulan Refrandum sandığına karşı uluslararası deneyimler oldukça önemlidir. 2015 yaz sürecinde Yunanistan’da AB’nin Memorandum dayatmasına karşı SYRİZA rest çekerek Referandum sandığını halkın önüne koymuştur. Bu eksende geniş devrimci ve sol çevreninde desteğini alarak Halkı Hayır’a yönlendirmiştir. Halkın AB politikalarına karşı genel grev, sokak eylemleri ve direniş hattı yerine Sandık oyununa hapseden bu girişimde Hayır galip çıkmıştır. Ancak devamında halkın bu desteğine rağmen SYRİZA ve bağlaşıkları AB’ye teslimiyeti tam anlamıyla derinleştirmiştir. Bugün gelinen noktada SYRİZA hükümeti halkın sosyal, ekonomik haklarını tam anlamıyla gasp eden, AB’ ile yaptığı anlaşmalarla emperyalist saldırganlığı icra eden gerici bir parti konumuna demirlemiştir. Polisiye tedbirlerle halka saldırılarını arttırmaktadır. Halkın bu tabloda direnişleri ve enerjisi ise adeta geniş bir devrimci ve demokratik cephenin Referandum aldatmacısı ile sandığa gömülmüştür. Bugün oldukça kapsamlı saldırılara rağmen ve sandıkta Halkın istediği sonuç çıkmasına rağmen mücadele düzeyi düşmüştür.

Bu süreçte kardeş parti YKP/ML referandumu boykot ederek geniş devrimci ve sol cephenin şimşeklerini üzerine çekmiştir. Ancak bu cüretli tavrıyla süreci en iyi şekilde okumayı da başarmıştır. Gelişmelere karşı hazırlıklı, siyasal hattı oldukça net olarak çıkmayı başarmıştır.

Anayasa referandumu ile bugün Partinin Boykot tavrını hedefe koyan, halktan kopulduğunu iddia eden ve devrimci siyaseti silikleştiren yaklaşımlar söz konusudur. Yunanistan deneyimi bu açıdan çarpıcı bir örnektir. Deneyim olması ve doğru siyasi çizginin ideolojik kaynaktan beslenen karakterini göstermesi açısından YKP/ML’nin 2015’de aldığı boykot tavrını ve Referandum sonrası değerlendirmesini yayınlıyoruz.

REFERANDUMU BOYKOT ET!

HALK SÖZÜNÜ MÜCADELESİNDE SÖYLEYECEK!

SYRIZA-ANEL (Radikal Sol İttifak-Bağımsız Yunanlılar) hükümeti beş ay boyunca, müzakereler kapsamında, ‘Avrupa’ya aitiz’ seçim programına bağlı olarak, halkı sosyal ve emeğin orta çağından ‘çıkılacağı’ ‘umuduyla’ beklenti içinde olmaya çağırdı. Bu çağrı, halkı ve ülkeyi soyan ABD ve AB emperyalistlerinin biçimlendirdiği koşullarda yapılan müzakerelere kapsamında yapılmaktadır. Halkları soyan ve katledenleri, ‘ortak’, ‘müttefik’ ve demokrasinin halkın ve ülkenin gelişiminin ‘güvencesi’ olarak deklare ettiler.

Bu süreç boyunca hükümet hedefleri hızlı biçimde boyun eğme çizgisine dönüştü; Dar boğazdan çıkaracak Selanik programından ve halkın yararına önlemlerden, ‘karşılıklı kazandırıcı anlaşmaya’ ordan ‘dürüst anlaşmaya’ sonunda da ‘acı anlaşma’ ile sonuçlanacak başbakanın bağlayıcılığında saldırıların devamını taahhüt eden 47 sayfalık memorandum paketinde demirlendi.

Bunlara paralel, süreç boyunca hükümet önceki hükümetlerin devamı olarak, Amerikan-NATO güçlerinin beklentilerini karşılamakla kalmayarak ABD’nin bölgedeki emperyalist-savaş politikalarına eklemlenme düzeyini artırma girişiminde bulunmuştur.

Hükümet bu politikanın çıkmazının ağırlığı altında, bir yandan halkın karşısında duracağını diğer yanda ise emperyalistlerin nazarında saldırı politikalarının uygulayıcı aracı olarak sonuç alıcı görülmemesinin farkındalığı ile referandum seçeneğine yönelmektedir. Bunuda kendi çıkmazlarını halkın omuzlarına yüklemek için yapmaktadır. Sözde halkı ‘kurtaracak’ ‘sol hükümet’ rolünü kotarmak için, barbarlığı ve yeni saldırıları öne sürerek ve gerici geleneksel sistem güçlerinin önünü açarak yapmaktadır. Yeni gerici anlaşmayı meşrulaştırmak adına -AB’nin önerilerine karşı referandum sürecinde- hükümetten müzakerelerin 30 Haziran tarihine kadar devam edeceği açıklamaları yapılmaktadır.

Müzakere süreci her ne kadar çıkmaz ve emperyalizme ve sermayeye itaatkar ise, hükümetin referandum uydurması da sistem güçleri ve partileri için de bir o kadar faydalı ve kullanışlıdır. Zaten gerici gelişmelerin önünü açmak için ülke içinde ve dışında merkezler harekete geçmiştir. SYRİZA-ANEL hükümetinin başardığı halkın dağınıklığı ve silahsızlanmasını kullanarak, korkuyu yayarak, faşist uygulamaların dayatılmasıyla emperyalist bağımlılık ‘kurtuluş’ gibi gösterilmektedir.

YKP (ML), halkı parlamenter şantajlara sırtını dönmeye çağırır. Referandum kapsamında SYRIZA-ANEL hükümetinin ardına takılmak halk için direniş ve savunma hattını teşkil etmemektedir. Çünkü en iyi koşullarda bunun getireceği sonuç, hükümet memorandumun onaylanması yani saldırıların devam etmesidir. Bununla beraber saldırıların sürmesine hizmet eden gerici güçlerin de desteklenmesinin de devamı demektir.

YKP (ML), halkçı görünen fakat temel kaygısı emperyalist birliklere bağlılığını ifade emek ve bağımlılık ilişkisinin devamına hizmet etmek olan hükümet aldatmacalarına ve çıkmazlarını meşrulaştırmayı red etmeye çağırır. YKP (ML), HALKI SALDIRININ VE BAĞIMLILIĞIN MEŞRULAŞTIRILMASI ANLAMINA GELEN REFERANDUMU BOYKOT ETMEYE ÇAĞIRIR.

Emekçilerin ve halkın haklarının savunulması, emperyalist-kapitalist barbarlığın yıkılması, işçilerin ve halkın kendi topraklarının efendisi olması, kendi halkını ve gençliğini karşısına alan maceracı ve ‘akıllı’ bir hükümet meselesi değildir. Ve daha fazlası bu dava, şöyle böyle solcuların, ‘solcuların’, aşırı sağcı milliyetçilerin ve dahi nazi Altın Şafak’ın içine doluştuğu sahte HAYIR bloğuna hiç sığmamaktadır.

Tabii ki halkın çıkarları, barbar memorandum politikalarının hayata geçirilmesinde hevesli olan, halkı yoksulluğa, işsizliğe, yoksunluğa ve çaresizliğe mahkum eden karanlık EVET bloğuna cepheden karşıdır ve çatışmalıdır. SYRIZA politikalarının trajik çıkmazlarının sonucu güçsüz düşen, silahlarını yitiren ve kenara itilen halk hareketinin, karşısında omurgasızların yeniden toparlanmasını görmesi öfkelendiricidir.

Gelecek günler halk için kritik önemdedir. Her iki taraftan da devasa baskılara maruz kalacaktır. Eğer referandum olursa, düne kadar bağımlılık düzenine hizmet eden, emperyalistleri ‘müttefik’ olarak gösterenler tarafından ‘ulusal onur’ sahtekarlıklarının bombardımanında kalacaktır. Tek istekleri referandum sonucunu emperyalistlerle müzakere masasına yeniden dönmek ve yeni memorandum anlaşması için bir bilet olarak kullanmak isteyenlerin ‘kopuş’ sahtekarlıklarının bombardımanıyla karşılaşacaktır.

Emperyalist blok ve yerli gericiler de elleri bağlı beklemeyeceklerdir. Korku ve endişeleri kullanarak, ürkütücü ikilemlerle halka baskı kuracaklardır. Ülkenin kendilerine bağımlılığını kullanarak, on yılların egemenlikleri sayesinde ekonomik baskı uygulayabilirler. Sahip oldukları ve kontrol ettikleri her aracı değerlendireceklerdir.

Bundan dolayı halk hazırlıklı olmalıdır. Kararlılıkla ve militanlıkla karşılık vermelidir. Hem emperyalistlere ve araçlarına karşı hemde onlar adına yerli uygulayıcı rolünü üstlenen hükümete karşı durulmalıdır.

Sadece bu şekilde halk gücünü gösterebilir. Sokaklarda, kitlesel, mücadele ederek ve talep ederek. Sahte referandum sandıklarında değil. Kendi çıkmazlarını aşmak için halkı kulanmak dönemlerinde kendisini hatırlayanlara karşı durarak. Emperyalist bağımlılık ve kapitalist egemenliğe karşı kendi yolunu yaratmalıdır.

Çikmaz Hükümet Politikalarını Meşrulaştırmıyoruz!

Emperyalist Şantajları Meşrulatırmıyoruz!

Referandumu Boykot Et!

Halk Sözünü Mücadelesinde Söyleyecek!

28 Haziran 2015

YKP (ML) SİYASİ BÜRO

 

YKP (ML) REFERANDUM SONUCU AÇIKLAMASI

Referandum sonuçlandı, emperyalist şantajlar ve baskılar devam ediyor.

Hükümet müzakereleri AB-IMF-ABD ile anlaşmak için ‘Ulusal kampanyaya’ dönüşüyor.

Halkın karşılaşacağı tehditlere ve saldırılara karşı tek yanıt kitlesel mücadeledir.

1- 5 Temmuz referandumu bütün seçim bölgelerinde % 61.3 gibi yüksek HAYIR oranlarının çıkmasıyla sonuçlandı. SYRIZA-ANEL hükümetinin maceracı ve bir öyle bir böyle politikalarının çıkmaz ve yanılsamalarının zirveleştiği bir referandum sonuçlandı. Siyasal çıkış ve perspektif vermekten çok, uzun vadede acı önlemlere ve boyundurlukla sonuçlanacak müzakere masasına dönmek için halkın Troyka emperyalist saldırılarına karşı duruşunun kullanıldığı bir referandumu geride bıraktık.

Kesin olan referandum sonucunun hükümetin bir başarısı olduğudur. Bir yanda emperyalistlerin baskısı karşısında diğer taraftan ise yeni memorandum ve önlemlere karşı halkın tepkisinin sonucunda sona erecek sınırları çizili geçici bir başarıdır.

2- Referandum sonuçlarının barındırdığı olumlulukları ne by-pass etmek istiyoruz ne de edebiliriz. Çünkü sonuçlar, ağır saldırı politikalarının uygulayıcısı olan sistem parti ve güçlerinin ve de belli oranda da emperyalist şantajlarının halk tarafından mahkum edildiğini göstermektedir. Sonuçlar, halkın emperyalistlerin ve sermaye devletinin baskısına karşı direnişini ifade etmektedir.

Halkımızın içinde bulunduğu zor durumda, % 61.3 lük HAYIR karşısında ne var olan ne de üretilen hayranlıklarla, emperyalistlerin ve sermayenin vahşiliğinin seçimle durdurulacağı, ‘kemer sıkmaya son’ anlayışlarına ortak olmayacağız. Emperyalist yırtıcılık ve kapitalist barbarlığın kendi, mantığı var ve sonra ki süreçte belirledikleri çıkarları doğrultusunda yüksek tonda ve daha sert bir biçimde ifade edilecektir. Aynı şekilde HAYIR’ı genel olarak AB ve EURO’ya Hayır olarak çeviren anlayışta da değiliz.

Referandum çerçevesinde HAYIR bloğu, emperyalistlerin taleplerine ve olası yeni anlaşmaya karşı değil eski siyasal yapıya karşı ‘yeni’ olarak oluşup biçimlendi. Karma HAYIR akımının içinde önemli bir bölüm ise, yeni anlaşmaya, AB’nin , IMF’nin ve yerli sermayenin eski-yeni paketlerine karşıtlık zeminin de oluştu. Sol olarak adlandırılan güçlerin uzlaşmacı ve hükümet olma duruşlarından dolayı hareket ve kitlesel mücadele zemininde bir karşıtlık kendini ifade edemememiştir.

3- EVET bloğunun yenilgisinin temel etmenini önceki uygulayıcıların halk tarafından mahkum edilmeleridir ki sonuçta şahıslar düzeyinde siyasal önderlik dahi çıkaramaz duruma düşmüştür. Bütün olarak politik sistemde Ocak seçimlerinden sonra ortaya çıkan tablo kendini yeniden göstermiş ve emperyalist bağımlılık ve saldırıların ihtiyacına göre yeniden biçimlenme çabaları devam etmektedir. Nea Dimokratia (Yeni Demokrasi-sağ muhalefet partisi) içinde ki lider değişimi bu amaca hizmet için gerçekleşmiştir.

4- Belli bir kitlenin bütüncül ve bilinçli karşı duruşunu selamlıyor Ocak seçimlerine göre referandum da BOYKOT oranlarında ki artış (170.000 daha fazla) hissedilir olmuştur. Keza geçersiz/boş oy seçeneğini tercih edenlerde düşünüldüğünde ( Ocak genel seçimlerine göre 200.000 daha fazla) önemli bir kesim halkın kendi EVET ve HAYIR’ı mücadelesini inşaa etmesinin zorunluluğunda israr etmiştir. Bu kitle, vahşi emperyalist şantajlara ve saldırılara karşı HAYIR deme hakkını ne bunu onurlandıracak ne de savunabilecek bir hükümete devretmemiştir. Bu hükümet ki şimdiden emperyalist taleplere uyum göstermek için, ülkenin geleneksel uşak güçleri ve EVET güçleriyle ‘Ulusal birlik’i salık vermeye başlamıştır.

5- Durum halkımızdan gerçekçi yanıt olmasını koşullamaktadır. YKP (ML) olarak, bu koşullarda beklenen yanıtların gerçekleşmesi için, tehdit altında olan halkın haklarının savunulması, mücadele ve direnişin yapılandırılması ve biçimlendirmesinde, cüretle sürece katkı sunacaktır. ‘Batıya aitiz’ amblemi ile ‘ulusal kampanya’ niteliğine bürünen, halka karşı yeni bir gerici saldırı dalgasına karşı kitlesel mücadeleyi biçimlendirecek direniş odakları yaratılmalıdır.

Bu yönelim doğrultusunda, hareketin,direniş ve kitlesel halk mücadelesinin gerilemesinin önünü almak, direniş ve kazanım cephesinin inşaası için bütün gücümüzle mücadeleye atılalım.

EMPERYALİST BAĞIMLILIĞA VE KAPİTALİST EGEMENLİĞE KARŞI HALKIN YOLU MÜCADELENİN YOLUDUR!

Halkı Borçlandıranlarla Anlaşmaya Hayır!

AB-NATO’dan Çıkılsın!

Halkların Koruyuculara İhtiyacı Yoktur!